Basit Cevap Arayan Cevapsız Kalır

Subscribe to my newsletter and never miss my upcoming articles

İnsanların aldıkları eğitimlerine doğru orantılı olarak gelişen dünyayı yorumlama kabiliyetleri sorunlara verecekleri cevaplarıda şekillendirecektir. Genel olarak bakıldığında toplumsal yada bireysel sorunlara cevap duymak isteyenlerin beklentileri kolay anlaşılabilinir ve tek cümle ile özetlenebilecek cevapların olduğudur. Halbuki olayları ve içinde bulunduğu durumu doğru yorumlayabilen insanların verecekleri cevapları beklenilenin aksine bir kaç cümle ile açıklamalarını beklemek duruma vakıf olma isteği değil sadece kulak aşinalığım olsun beklentisidir. Bazıları ise bu gerçek karşısında alınganlık göstermekten nerede yanlış yaptıklarını düşünmeye fırsat bile bulamıyor.

Ne zaman herkesin herşeyi bildiği bir tartışmanın içinde bulsam kendimi, toplumların kaderini bile etkileyen ve içerisinde binlerce değişken olan konuları inatla kendilerince bir kaç teori ile açıklamaya çalışmanın zaman israfı olduğunu düşünür ve sessiz kalmayı tercih ederim. Zaman israfı olarak görüyorum, çünkü her ne kadar kendim konulara hakim olmasamda zamanla öğrendiğim en önemli fikir sorunlar tartışılırken doğru ve etkili cevapların bulunması için kesinlikle çevresel ve tarihsel faktörlerin anlaşılması zorunluluğun olduğu. Bunları anlamadan ve bilmeden yorum yapılması zaten yorum yapan içinde dinleyen içinde pek bir fayda sağlamayacak, hatta yanlış önyargıların oluşmasına bile sebep olabilecektir. Örneğin toplumsal bir yozlaşma yada değişimin sebepleri incelendiğinde içerisinde tarihsel, kültürel, dinsel, etniksel, ve hatta biyolojik ve coğrafi nice faktörler bulunur. Fakat pragmatik olunması gereken durumlarda şartların aceleceği altında bazı kararlar alınabilir; bu normaldir. Ama olayları anlamak ve sorunlara kökten cevaplar bulmak isteyen herkes kendisini farklı ilim dalları arasında geçişler yaparken bulacaktır.

Olayları basit şekilde yorumlamaktan dolayı ortaya atılan çözümlerin sadece birer yama olmaktan öteye geçmediğini şu an nice ülkelerde yıllardır benzer sorunların tartışılıp durmasından görülebilinir. Şimdiye kadar bahsettiğim kişilerin sadece siyasilerden oluştuğuna dair bir algı oluşmasın. Toplumun hemen her kesiminde bu tarz beklentilere sahip olan insanlar vardır. Eğer bir toplum içerisinde olaylara bütüncül bakabilen insanlar giderek marjinalleşmeye başlamışsa, önü alınamaz sorunlar ortaya çıkmış ve çıkmaya devam edecek demektir.

Anlattıklarımın daha somut olması açısından kendi mesleğim Yazılım Mühendisliği hakkında benzer bazı örnekler vereyim. Uzman ve acemi yazılım mühendislerini kıyaslama daki en kestirme yöntem cevap ararlarken sorunun içinde bulunduğu şartları göz önüne alıp almamalarından geçer. Acemi yazılımcıların aradıkları cevaplar adım adım işletilmesini istedikleri ve context-free dediğimiz ortam ve şartlara bağlı olmaksızın kullanabilecekleri çözümlerdir. Örneğin bir yemek tarifi aldığınızda yemek tarifinde sizin içinde bulunduğunuz şartlar çok göz önüne alınmaz. Belki sizin ununuz daha farklıdır, belki fırınınızın ısınma süreci tarifi yazandan daha hızlıdır, yada sizin orada hava daha fazla nemli olduğundan hamurun mayalanması daha farklı bir zaman gerektirir gibi. Ama işinde uzman birisi tüm bu farklılıklarıda göz önüne alarak yapılması gerekeni yapar. Sordukları sorular bile farklılık arz edecektir. Onlar sadece sorunu değil sorunun farklı açılarını anlamak ve en doğru çözümü getirmek için Kim için, Neden, Nerede, Nasıl, Ne zaman gibi sorular ile sorunun sadece kendisini değil aynı zamanda müşteriye bakan, projeye bakan, tarihsel gelişimine bakan, kullanımına bakan açılardan da inceler ve çözümün sadece kodlamak değil aynı zamanda insan kaynaklı farklı açılarınında olduğun bilirler.

No Comments Yet