Günümüz Dünyasında Doğru Bilgiye Ulaşmak ve Odaklanmak

Subscribe to my newsletter and never miss my upcoming articles

Fikir işciliğinin çok farklı alanlara bölündüğü ve bilginin güç olduğu bu zamanda, insanların en büyük dertlerinden birisi olmaya başladı doğru bilgiye ulaşmak ve odaklanabilmek. İnterneti açtığınızda, bilgi bombardımanı altında kalmak, alakalı alakasız herşeyin gözünüze sokulmaya çalışılması, ve milyonlarca insanın bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışması karşılaşılan bilgi kirliliğini de daha da fazlalaştırmaya ve çirkinleştirmeye başladı. Dikkatiniz her zamanınkinden daha çok para ediyor bu zamanda. Dikkatinizi kazanmak isteyen ve bundan dolayı milyar dolarlar kazanan devasa şirketlerimiz var artık. Yaptıkları milyarlarca dolar harcamalar, çalıştırdıkları binlerce insan, harcadıkları binlerce saat sırf sizin dikkatinizi kazanmak için. Bir de bunlara kendilerine sunulmuş sosyal medya araçları ile düşünmeden her aklına geleni söyleyen insanlar da eklenince, tehlikenin büyüklüğü daha da iyi görülüyor. Herkes bilinmek, herkes alkışlanmak, herkes değer görmek istiyor. Rasyonel akla değil, hislere ve tribünlere oynayanların yüzbinlerce beğeni aldığı bu zamanda, doğru ve kaliteli bilgiye ulaşmak zaman ve özveri isteyen bir mücadele artık. Ya milyonlarcası gibi her denilene inanacak ve toplum mühendislerinin sizin adınıza karar verip, sizleri istedikleri gibi evirip çevirmelerine izin vereceksiniz, ya da doğru bilgiye rasyonel düşünceler ile ulaşmaya çalışıp hayatınızı kurtaracaksınız. Aksi halde kim daha çok öderse ona göre yollarını belirleyen toplum mühendislerin elinin altında kukladan bir farkınız kalmaz.

“Hayatınızı kurtarmak…” ifademin biraz abartılı olduğunu düşünüyor ve eğer bu son cümlelerin ne kadar önemli olduğunu anlamada güçlük çekiyorsanız, o zaman gelin beraber manasını açmaya çalışalım: Eğer bir anne baba iseniz, o zaman amacını ve manasını bile bilmediğiniz savaşlarda kaybedeceğiniz evlatlarınızın ölüsüne ağlayacaksınız. Eğer sıradan bir vatandaş iseniz, o zaman başka ülkelerin bir lira ödediği şeyler için sizi 10 liraya ödemeye razı edecekler. Aç kaldığınız ve hakkınızı alamadığınız da, bunu kaderiniz zannedip, çocuklarınızın, kardeşlerinizin, ve kendinizin açlık içinde kıvranmasını izleyeceksiniz. Size bir verip, kendilerinin binler almasını, sistem böyle çalışıyor, vatan sağolsun dedirterek haklı göstermeye çalışacaklar. İlaç bulamadığınızda, daha önce de hastane bulamıyordun be adam diyerek şikayet etme hakkınız olmadığına inandıracaklar. Okullarda ilgi duyduğunuz dersleri istediğiniz de, sen ne anlarsın demek ile senin cahil, onların ise alim olduğuna inandıracaklar. Senin bir şeyler başaramayacağını, onlar olmaz ise asla yaşamayacağını zannettirecekler. Hatta bir şeyler başarırsan, kesin arkanda dış güçler ya da bazı gizli odaklar olduğunu söyleyecek, ve senin nasıl beceriksiz ve akılsız biri olduğunu ve arkanda gizli güçler olmadan bir halt yapamayacağını dünya aleme yayacaklar. Sen de zamanla tüm başarılarının arkasında yıllarca çalışmanın ve alın terinin değil de şimdilik büyümene izin veren ve zamanı gelince seni kullanacak gizli bir elin olduğuna inanacaksın. Yaşamak için, onların sahip olduğu devleti korumak zorunda olduğunu, aksi halde kendi uydurdukları düşmanların sana savaş açacağını ve sahip bile olmadığın varlıkları ele geçireceklerine inandıracaklar…

Konumuza geri dönelim. Ne de olsa bu yazının asıl konusu odaklanmak ve doğru bilgiye ulaşmak… Dediğim gibi, bu kadar dikkat dağıtan faktörün olduğu bir zamanda nasıl odaklanabiliriz? Birincisi, dikkatini dağıtan araçlara duyduğun arzunun zamanla uyuşturucu gibi olmaya başladığı gerçeği. Sabah kalktığınızda, pencereden dışarısını izlemek, huzurlu bir şekilde çay ve kahve içmek, sevdiklerinize hayırlı sabahlar demek gibi aktivitelerin yerini hemen telefona koşmak ve ne güncellemeler var, kimler sizin gönderdiğiniz postları beğenmiş gibi sorulara cevap aramak ile geçiyorsanız, o zaman bunun adını koyalım: Siz bir bağımlısınız. Maalesef de hayatınızın en güzel zamanlarını, hiç tanımadığınız insanların yazdıkları doğru yanlış ifadeleri okumak ve bilinçaltınızı bu şekilde kirletmek ile geçireceksiniz. Biraz sert bir gerçeklik oldu… Moraliniz bozulduysa, belki uzun zaman önce sormanız gereken soruları sorma zamanı gelmiştir: İşime yarayan ne öğreniyorum buradan? Bu adamlar gerçekte kim? Neden bunları takip ediyorum? Neden bunların görüşlerini kesin doğruymuş gibi başkaları ile konuşurken kendi düşüncelerime temel olarak alıyorum? Neden kendim bazı şeyleri düşünmek ve bulmak yerine, bu adamların dedikleriyle yetiniyorum? Ve aslında bu soruların en basiti: Bu bilgiye gerçekten ihtiyacım var mı?

Birinci adım olarak bilinçaltınızın temiz kalması önemli. Bilinçaltının herkesin lafını dinlemekle kirlenmesinin zararlarını bir örnek üzerinden anlamaya çalışalım: Hiç bir çocuk kafasında ırkçı ön kabüller ile doğmaz. Hiç bir çocuk için arkadaşının ten renginin, dilinin, ya da kendisine öğretilecek olan dininin önemi de yoktur. Ama zamanla içinde bulunduğu toplumun hiç susmadan dillendirdiği ön yargıları kazınmaya başlar bilinçaltlarına. Yunan pilotlar ile it dalaşı yapan Türk pilotlarını duymaya başlar haberlerde. Bunun vatan savunması, ülkesinin onuru korumak, ve bir cesaret örneği olduğunu düşünür ve bundan gurur duyar. Etrafındaki büyüklerinin gururla söyledikleri ve Yunanlıları nasıl yendikleri ile alakalı hikayelerini duyar yeniden… yeniden… ve yeniden. Hiç bitmez bu. Hiç susmazlar. Bilse ki büyük gördüğü bu insanların beyni kendisininkinden de küçüktür. Yıllar öncesinde kalmıştır onlar. Aynı fikirler büyük bir ihtimal Yunan halkı arasında da söylenir. Aynı gururlu laflar ve edalar… Ve hiç tanımadığı ve hiç tanımayacağı insanlara düşman olmuştur artık. Bilip bilmediği her şeye inanır onlar hakkında. Düşmanlarını kötülediği sürece, her haber doğrudur onun için. Sonra bu çocuk büyür. Anne veya baba olur. Ve bu döngü kendisini besleyerek büyümeye devam eder… Bir zaman gelir, bu düşmanlara karşı neden savaştığını bile bilmeden ölüme gönderilir. Neden düşman olmuştur ve savaş kazanırsa ne eline geçecektir şeklinde ki sorularına bile cevap alamadan, kendisi için herşeyi düşünmüşlerin emirlerine uyarak gider, yok olmaya ve yok etmeye. Geride ise yetim çocuklar, talan olmuş bahçeler, boş kalmış çay bardakları, sadece rüzgarın iteceği salıncaklar ve yüzbinlerce mezar kalır. Emri verenler ise devletin lüks binalarında çeşit çeşit yemekler arasında nasıl daha çok öldürürüz temalı planlarına devam ederler. Ölen ne onlar ne de sevdikleri değildir ya, tadını çıkaracakları zamanlar için ölmüş gitmiş başkaları; ne önemi var. Zamanı gelir ve savaş biter, ama partiler bitmez. Bu sefer de bir zaman önce düşman dedikleri insanların efendileri için barış partileri düzenlenir. Yüzbinlerde hayatın yok olduğu savaşların şanlı komutanları ödüllendirilir. Doğru ya, başka kim bu kadar insanı bu kadar kısa zamanda öldürebilirdi? Bir anne yıllarını harcadığı yavrusunun tabutuna sarılır ağlayarak, ve şanlı bir komutan devasa evinin bahçesinde çocukları ile oyunlar oynar. Ama olsun dedirtirler sana. Olsun, vatan sağolsun… Seni öyle gaza getirirler ki, bir evladım daha olsa onuda şehit olmaya gönderirdim dersin. Bilmezsin ki o evladını yaradan Allah, yaşaması için yaratmıştı… Yaşaması ve yaşatması için. Şehitliği verdi, çünkü hiç bir suçun yokken, azmış zorbaların sana saldırmasından dolayı kendini ve sevdiklerini savunmak Onun içinde çok değerliydi. Ama bilmediğin bir savaşa, haklı ya da haksız olduğunu bile anlamadan gidersen, o zaman şehit misin? Efendilerin ve beyfendilerin partilerinde kadehler boşalmaz, kahkahalar susmaz, yemekler bitmez. İşte bilinçaltının temiz kalması bundan dolayı önemlidir.

O zaman ilk olarak eğer işimiz yoksa sosyal medyadan uzaklaşma ile başlayabilirsiniz. Kaliteli işler yapmak için odaklanmak zorundasınız. Derin düşünmek için odaklanmak zorundasız. Uzun vadeli sonuçları olan işler yapanların uzun zaman dikkatlerini dağıtmadan odaklanabildiği gerçeğini kabullenmek gerekiyor. Bu zamanın zenginlerinden ve başarılı insanlarından Bill Gates’in şirketinin ilk zamanlarında saatlerce ve hatta günlerce bilgisayarın başından kalkmadan kod yazdığını ve klavyesi üzerinde bir kaç saat uyuduktan sonra kod yazmaya devam ettiğini bilmek, odaklanmak ve derin düşünmenin bir insanı nerelere getirdiğini görmenize yardımcı olur. Leonardo Da Vinci fikirlerinden dolayı hapishaneye atıldığında, aslında dikkat dağıtıcı herşeyden uzak kalmıştı. Onun ismini şu an hala biliyor olmamıza vesile olacak çalışmalarını bu hapis zamanında yaptı. Eskiden İslam alimleri, bilinçaltları temiz kalsın ki dikkatleri dağılmasın diye medreseye giderken yolda kafalarını bile kaldırmadan yürürlerdi. Dolayısıyla bilinçaltını temiz tutmak, dikkat dağıtacak fikirlerin akla gelmesini engellemeye yardımcı olmasından dolayı önemli. Onu da temiz tutmak için neler yapmanız gerektiğinide bu yazıdan sonra benden duymak yerine kendinizin düşüneceğine inanıyorum. Hadi bakalım kalın sağlıcakla…

No Comments Yet